, , , , , , , , , , ,

Tomatis Metodu Karacabey

Öğrenme ve iletişim, çoğumuzda doğal olarak işleyen, bu nedenle çok basit olduğu düşünülen süreçlerdir. Ancak, her on kişiden birinin, bu süreçleri işletmek adına her gün ciddi bir savaş vermek zorunda kaldığı bilinmeli. Belli durumlarda, işitsel bilgi doğru şekilde işlemlenememekte ve dinleme bozuklukları baş göstermektedir.

Kulak, beynimize açılan ana kapı olarak, bilginin işlemlenmesinde temel rol oynar. Etrafımızda meydana gelen sesleri ve ayrıca kendi sesimizi toplayıp, elektriksel uyarımlara dönüştürür ve analiz edilmek üzere beyne iletir. Daha şaşırtıcı olan şey, kulağın aynı zamanda bedensel hareketlerimizi de fark etmesi ve koordinasyon, denge, ritim süreçlerinde büyük rol üstlenmesidir. Bu bakımdan, gerek konuşma, tartışma, talimatları öğrenme, okuma, öğrenme ve ezberleme işlemlerinin yerine getirilmesinde, gerekse en basit bedensel hareketlerin yapılmasında, yani tüm gündelik yaşamımızda hayati bir işleve sahiptir.

Kulak ile beyin arasındaki iletişimde bulanıklıklar baş gösterdiğinde, dış dünya ile etkileşim kurma becerimiz zarar görür. Bunun sonucunda sıklıkla özgüven kaybı ortaya çıkar ve bu da iletişim ve öğrenme güçlüklerini daha şiddetli hale getirir.

Fransız doktor Alfred Tomatis, yaklaşık elli yıl önce, dinleme yetisinin iyileştirilmesini sağlamak üzere, beynin işitme sistemi üzerinden uyarılmasını hedefleyen bir eğitim programı geliştirdi. Kulağa, çok özel bir biçimde işlenerek düzenlenmiş müzik ve insan sesi ileten Tomatis® Metodu, gerek çocuklar gerekse yetişkinlerde dinleme kalitesinin yükseltilmesine yardımcı olmakta.

Sinirbilimindeki gelişmelere öncülük eden Tomatis® Metodu, bugün 2000’i aşkın uzman uygulama merkezinde, TalksUp® adı verilen benzersiz bir teknolojinin yardımıyla, kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş dinleme seansları şeklinde uygulanmaktadır.

Bir alternatif eğitim programı şeklinde tanımlanan Tomatis® Metodu, tıbbi ve geleneksel terapötik uygulamaları tamamlayıcı bir yaklaşım olarak, beynin etkili ve doğal bir biçimde uyarılmasını sağlar.

NASIL UYGULANIR?

tomatis_bursa2Tomatis® Metodunun uygulanmasında, TalksUp® adı verilen, danışana belli teknik parametreler uyarınca işlenmiş müzik ve ses dinleten, taşınabilir bir elektronik aygıt kullanılmaktadır. TalksUp® aygıtının pek çok özelliği arasında yer alan “elektronik Geçitleme®” işlevi, alçak ses frekansları ile yüksek ses frekansları arasında ani geçişler yaparak ses zıtlıklarının oluşturulmasını sağlayan, benzersiz bir noninvaziv prosedürdür. Kulak, alçak ve yüksek frekanslar arasındaki bu iki yönlü geçişlere uyum sağlamak için ciddi bir çaba sergiler ve beyinde bir uyarım etkisi meydana gelir.

Başvurduğunuz Tomatis® Uygulayıcısı, dinleme yetinize dönük değerlendirmeler yaptıktan sonra, durumunuza uygun seanslardan oluşan bir dinleme programı belirler. TalksUp® aygıtını kullanarak, bu programı kendi evinizde ya da sertifikalı Tomatis® merkezlerinde uygulayabilirsiniz.

Danışanın ses üretmesinin gerekmediği, yani “pasif” dinleme seanslarında, tek yapılması gereken şey, hem kulaklıklar (havadan ses iletimi) hem de titreşim elemanı (kemikten ses iletimi) yoluyla ses ileten kulaklık takımını takmak ve TalksUp® aygıtında oynatılan müziği dinlemektir. Danışanın kendi ürettiği seslerin de kullanıldığı “aktif” dinleme seanslarında ise, üzerinde mikrofon da bulunan aynı kulaklık takımını kullanan danışan, bu kez kendisi de sesli okuma ve tekrarlama egzersizleri yapar. Danışanın sesi, eş zamanlı olarak işlenip kulağa iletilerek, işitsel geri bildirim döngüsünün çalışması sağlanır.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Özel Eğitim ve Çocuklar

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda, duyuşsal motor özelliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerden dolayı olumsuz yönde etkilenen çocuklarda genel eğitim hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim hizmetlerine gereksinim duyulmaktadır.

Özel Eğitim, ortalama öğrenci özelliklerinden önemli derece farklılaşan bireylere sağlanan bireysel olarak planlanmış ve bireyin bağımsız yaşama olasılığını en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen eğitim hizmetlerinin bir bütünü olarak ifade edilmektedir.

Son yıllarda özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımıza yönelik eğitim hizmetlerinin daha fazla yaygınlaşması sonucunda özellikle özel eğitime gereksinim duyan çocuklarımız söz konusu sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklarımız olarak algılanmaktadır. Oysa özel eğitim hizmetleri sadece zihinsel engelli ya da otizmli çocuklara verilen hizmetler olarak düşünülmemelidir. Özel eğitim gerektiren, bir başka deyişle özel gereksinimli çocuklarımız, zihin engelliler, öğrenme güçlüğü olanlar, duygusal ve davranış bozukluğu olanlar, bedensel yetersizliği olanlar, konuşma ve dil sorunlular, işitme engelliler, üstün zekalılar ve üstün yeteneği olan ve otizmli çocuklar şeklinde gruplara ayrılabilmektedir.

Özel gereksinimli bir çocuğun varlığı özellikle ailede ciddi sorunlara yol açmakta ve özellikle ilk yıllarda çocuğu kabullenememe ve anne-babanın birbirlerini suçlaması ve daha ileri aşamalarda anne-baba ayrılıklarına yol açabilmektedir. Ayrıca çocuk herhangi bir tanı  aldıktan sonra yapılması gereken en önemli şey anne-baba olarak nedenler ve niçinler ile uğraşmak yerine durumu bir an önce kabullenebilmek ve “Çocuğum için ben ne yapabilirim ? ” , “ Çocuğumun ihtiyaçlarını en iyi şekilde nasıl karşılarım ? ” düşüncesi içinde hareket etmek olmalıdır.  Bunun dışında nedenler ve niçinler takılı kalma ve anne babayı  ya da baba anneyi suçlamak çocuk için en önemli olan zamanı boş yere harcamak olacak ve belki çocuk için telafisi mümkün olmayan bir sürece sürüklemiş olacaktır.

Özel gereksinimli  birey ona anne-babası destek verdiği sürece bağımsız bir birey olabilmektedir. Anne-babalar özel gereksinimli çocuklarından desteği çekmemeli ve onu bağımsız yaşama teşvik etmelidir . Ayrıca yine unutmamalıdır ki özel eğitim süreklilik isteyen bir süreçtir.

Özel gereksinimli çocuklarımız için şunu da unutmamamız gerekir ; Özel gereksinimli her çocuk öncelikle bir çocuktur. Özel gereksinimli her çocuk farklılıklarına ve sınırlılıklarına rağmen; her çocuk gibi oyun oynamalı, sosyalleşmeli ve yaşayarak öğrenmelidir. Eğitimlerde de bunlar göz ardı edilmemeli ve çocuğu pasif kılan, ezbere dayanan eğitimler yapılmamalıdır. Tam tersi çocuklar katılımcı, öğrenen, eğlenen ve öğrendiklerini gösteren bir birey olma yolunda desteklenmelidir.

Özel eğitim hizmetlerini değerlendirdiğimizde özel eğitimi masa başında birebir verilen bir eğitim hizmeti olarak düşünmemeliyiz. Özel eğitimde bireysellikten amaçlanan bireyin gereksinimleri doğru şekilde tespit edebilmek ve bu gereksinimlerine uygun olarak en etkili ve verimli şekilde ihtiyacı olan eğitimi sunabilmektir. Özel eğitimin temelinde de aile yer almalıdır. Aile özel eğitim sürecinde yer almalı ve eğitimin bir parçası olmalıdır.

Ailelerimiz çocuklarının eğitim sürecinde çok kısa sürelerde çok büyük hedefler koymamalıdır. Özel eğitim sürecinde özel eğitim veren eğitimcinin elinde sihirli bir değnek varmış gibi görmemelidir. Özel eğitim süreklilik isteyen  bir süreçtir ve hiçbir zaman pes edilmemesi gereken bir süreçtir.

Erdi Kanbaş

Özel Eğitim Uzmanı

 Kaynak